Lüksemburg Mimarisi

Lüksemburg Mimarisi Nasıldır ve Ünlü Mimari Eserleri

Lüksemburg şehri, tarihi boyunca birçok farklı mimari etkinin altında kalmıştır ve bu nedenle Lüksemburg mimarisini tanımlamak zordur. Lüksemburg’un kültürel ve mimari yapılandırılmasında Roma ve Germen kültürünün etkisi büyüktür. Lüksemburg mimarisi üzerinde en önemli etkiler Fransız mimarisinin yanı sıra Alman mimarisidir.

Lüksemburg’un başkenti Lüksemburg şehri, çarpıcı bir mimari karışımla karakterize edilmiştir. Lüksemburg, coğrafi konumu itibariyle iki vadi ve bir nehir arasında bulunan şehir dört tarza bölünmektedir; eski şehrin tarihselciliği, Art Nouveau ve Art Deco ve son olarak, Kirchberg platosunun çağdaş mimarisidir.

Lüksemburg’da eski şehrin en ayırt edici özelliği şüphesiz Büyük Dükalık Sarayı’dır, Vauban Yürüyüşü ve 1644’te inşa edilmiş olan Büyük Dükalık Sarayı, aynı zamanda şu anda UNESCO tarafından yazılı bir site olan kazamatları tarafından da işaretlenmiştir.

Lüksemburg’da çok sayıda kilise, manastır, köprü, villa ve benzeri mimari yapılar bulunmaktadır.Art Nouveau, neo-Gotik cepheleri ile Lüksemburg mimarisi ziyaretçilerine inşa edildikleri dönemi yansıtmaktadır. Lüksemburg şehrinin kalbindeki eski şehirde, eski çağlardan kalma modern binalar ve surlar birlikte bulunmaktadır. Dräi Eechelen Müzesi’ne ev sahipliği yapan etkileyici tarihi bina olan Fort Thüngen’in restore edilmiş kalesi, ünlü mimar Leoh Ming Pei’nin eseri olan çarpıcı ve çok modern Mudam Çağdaş Sanat Müzesi ile bir uyum içindedir. Lüksemburg’un çağdaş mimarisi ilerici akım olan uluslararası tarzdan etkilenerek gelişmiştir. Dominique Perrault Avrupa Adalet Mahkemesi binası, Bolles ve Wilson Kütüphaneleri ilerici akımın en güzel örneğidir.

Tarihte Lüksemburg Mimarisi Nasıldır?

Lüksemburg mimarisinin kökeni MÖ 1. veya 2. yüzyıla dayanmaktadır. Tarihte Lüksemburg mimarisinin başlangıcı, zengin bir Kelt kabilesi olan Treveri’nin ülkenin güneybatı köşesinde yerleşen Titelberg’de bir oppidum geliştirmesine dayanmaktadır. Daha sonra M.Ö. 53’ten 5. yüzyılın ortalarına kadar Lüksemburg’u işgal eden Romalılar, başta Echternach, Mamer ve Goeblance olmak üzere ülke genelinde bir dizi villa inşa etmiştir. Lüksemburg mimarisindeki birçok tarihi yapılar Kelt ve Roma kültüründen kalmadır.

Lüksemburg Mimarisinde Kaleler ve Kiliseler Nasıldır?

Lüksemburg’da mimarisinde kaleler ve kiliseler genellikle Germen ve Roma kültürünü yansıtmaktadır. Lüksemburg’da 130 kale olduğu düşünülmektedir, ancak bunların çoğu kalelerden ziyade büyük konutlar veya malikaneler olarak kabul edilmektedir. Lüksemburg’ta ayrıca mimari olarak birçok ünlü kilise bulunmaktadır. Abbey of Echternach adında kilise batı kıtasının en eski Anglosakson pagan kilisesidir. Lüksemburg’daki kiliselerin mimarisinin birçoğu romanesk, Gotik ve barok mimarı tarzlarını yansıtmaktadır. Lüksemburg’daki tarihi yansıtan kaleler ve kiliseler Lüksemburg mimarisinin tarihsel sürecine damgasını vurmuştur.

Lüksemburg Mimarisinde Kaleler

Bir milyon yılı aşkın bir tarihe sahip olan Lüksemburg; kraliyet, gelenek, savaş ve barış ile iç içe geçmiş zengin ve çeşitli bir geçmişe sahiptir. Her tarafında güçlü komşular bulunan Lüksemburg 10. yüzyılın başlarından beri savunma kalelerine ihtiyacı duymuş. Lüksemburg mimarisinde kaleler günümüzde hala bulunmaktadır.

Grand Duke tarafından resmi görevlerini yerine getirmek için bir üs olarak kullanılan Büyük Dükalık Sarayı, Lüksemburg şehrinin kalbinde yer almaktadır. II. Dünya Savaşı sırasında cazibesi nedeniyle saygı gören yapı, Naziler tarafından tamamen korunmuştur.

Lüksemburg’un kuzeyinde bulunan Vianden Kalesi, 11. ve 14. yüzyıllar arasında Vianden Kontu için bir mesken olarak inşa edilmiştir ve bugün Ren Nehri’nin batısındaki en büyük kalelerden biri olarak durmaktadır.

Pitoresk Bourscheid köyünde bulunan Bourscheid Kalesi, Roma döneminden kalma yapıların arkeolojik kanıtlarına sahip bir sitede Lüksemburg’daki en eski kalelerden biri olarak yükselmektedir. Bourscheid Kalesi’nin içerisinde bir saray ve şapel olduğuna inanılmaktadır. 1972’de devlet tarafından resmi olarak satın alınan bina, daha sonra büyük bir baca ve yeni çatısı yeniden yapılan kulelerin eklenmesini içeren çeşitli mimari dönüşümlerden geçmiştir.

1639 yılında özel bir konut olarak inşa edilen Yeni Ansembourg Kalesi, merkezi bir konumda bulunan Yedi Kale Vadisi’nde sağlam bir şekilde oturmaktadır ve ilk sahibinin bir demir işçisi olarak mesleğinden sonra öncelikle ‘Demir Fabrikası Evi’ olarak adlandırılmıştır. 1719’da De Marchant ailesi tarafından devralınan mülkte zarif heykeller, modaya uygun merdiven düzenlemeleri ve dekoratif çeşmeler gibi eklentiler yapılmıştır. Yeni Ansembourg Kalesi’nde her yıl çeşitli kültürel etkinlikler düzenlenmektedir ve botanik koleksiyonları, egzotik bitkiler ve çok sayıda meyve ağacı çeşidine ev sahipliği yapan Fransız tarzı kale bahçeleri her gün açık olmaktadır. Yeni Ansembourg Kalesinin ne zaman inşa edildiği bilinmese de tahmini olarak 1135’te inşaatının başladığı düşünülmektedir.

Lüksemburg Mimarisinde Kiliseler

Lüksemburg mimarisinde kiliseler tarihteki en eskileri barındırmaktadır. Abbey of Echternach isimli kilise Avrupa’daki en eski Anglosakson manastırıdır, ancak 1017 yılındaki yangından dolayı tekrar inşa edilmiştir. Orijinal olarak romanesk tarza inşa edilen Abbey of Echternach, yeniden inşası sırasında Gotik eklemeler yapılmıştır.

Merovenj Kilisesi, Roma ve Gotik üslup unsurlarıyla eski bir Roma kalesi üzerine inşa edilmiştir. Uzun yıllardan beri Merovenj Kilisesi turistler tarafından çokça ziyaret edilen bir nokta olmuştur.

Lüksemburg Mimarisinde Köprüler Nasıldır?

Lüksemburg mimarisinde köprülerin önemi çok büyüktür ve Lüksemburg’un kendine özgü stillerde köprüleri bulunmaktadır.

Yeni Köprü olarak da adlandırılan bu köprü, Grandük Adolphe’nin yönetimi sırasında 1900 ve 1903 yılları arasında inşa edilmiştir. Bu olay, o zamana kadar dünyanın en büyük taş kemerine sahip köprü olması nedeniyle yurt dışından da büyük ilgiyle takip edilmiştir. Büyük çifte kemer, 42 metre yükseklikte ve toplam 153 metre uzunluğunda Pétrusse vadisi boyunca 85 metreden fazla bir alana yayılıyor.

Grandüşes Charlotte Köprüsü, Kirchberg’i Limpertsberg’e bağlamaktadır ve 355 metre uzunluğundadır.

Lüksemburg Mimarisinin Önde Gelen Yapıları Nelerdir?

Lüksemburg sadece kendi adına değil ayrıca Avrupa kıtası içinde büyük önem taşıyan birçok farklı önde gelen mimari yapılarına ev sahipliği yapmaktadır. Lüksemburg mimarisinin önde gelen yapılarının birçoğu farklı yıllarda yapılan uluslararası mimari özellik yarışmalarında dereceler kazanmıştır.

Avrupa Adalet Divanı, Avrupa Birliği’ndeki en yüksek mahkemedir ve Lüksemburg şehrinin hemen doğusunda, Kirchberg Platosu’nda yer almaktadır. Aslen 1973 yılında inşa edilen Avrupa Adalet Divanı binası, yıllar boyunca değişikliklerden geçmiştir.

Lüksemburg’un en etkileyici binalarından biri olan Galeries Lafayette binası, Fransız bir mağaza zincirinin binasıdır. Lüksemburg’un merkezinde, Grand Rue ve Rue Aldringen’in sonunda yer alan Galeries Lafayette binası, mimarlar tarafından büyük bir karma kullanımlı geliştirme alanındaki ilk bina ünvanına sahiptir. Galeries Lafayette binasının zamansız ama çağdaş olması amaçlanmıştır ve dalgalı cam cephesi şehrin şehir merkezine dikkat çeken bir ek oluşturmaktadır. Lüksemburg’un en yeni mağazasında ayrıca çatı katı restoranı ve barı ile tamamlanmış bir gökyüzü bahçesi bulunmaktadır.

Lüksemburg Belediye Binası, 1830 larda Fransız mimar Justin Rémont tarafından inşa edilmiştir ve yüzyıllar önce yerinde duran, 13. yüzyıldan kalma yıkılmış bir Fransisken manastırından alınan malzemeler kullanılarak yapılmıştır. Place Guillaume II de bulunan Lüksemburg Belediye Binası, şimdi yerel yönetimin merkezi olarak hizmet vermektedir ve Lüksemburg Belediye Başkanı’nın özel ofisi olarak kullanılmaktadır. Neoklasik tarzı iyi bir şekilde eskimiştir ve zarif bina, Lüksemburg Belediye Binası hala siyasi gücün değerli bir sembolü olmaktadır.

Mimar Jean-Pierre Koenig tarafından tasarlanan ve 1913 yılında inşa edilen Devlet Bankası ve Tasarruf Fonu Binası Lüksemburg mimarisinin en önde gelen yapılarılarından biridir, Lüksemburg Tasarruf Bankası BCEE nin (Spuerkees) genel merkezi olarak hizmet vermektedir. Tasarruf Bankası 20. yüzyılda inşa edilmiş olmasına rağmen Rönesans dönemini çağrıştıran Neo-Rönesans tarzında tasarlanmıştır.

Kirchberg semtinde bulunan Grandük Jean Modern Sanatlar Müzesi, 2006 yılında terk edilmiş bir kalenin kalıntıları üzerine ve bir diğerinin yanına inşa edilmiştir. MUDAM olarak da bilinen müze, Louvre’daki cam piramidi tasarlayan Çinli-Amerikalı mimar Ieoh Ming Pei tarafından tasarlanmıştır.

Çeşitli Gotik ve Roma etkisindeki kaleleri gezilmek istenen Lüksemburg yeşil pasaport vize alınmadan 90 güne kadar ziyaret edilebilmektedir.

Lüksemburg Mimarisindeki Güncel Gelişmeler Nelerdir?

Lüksemburg mimarisindeki güncel gelişmelerin başlangıcı 1990’lı yıllardaki ilerici tarz ile başlamıştır. 1994’te yılında Lüksemburg şehri Dünya Mirası Listesi’ne alınmıştır ve 1995’te ise Avrupa Kültür Başkenti ünvanına sahip olmuştur. Uluslararası tasarım yarışmaları da Lüksemburg’un mimarisinde güncel gelişmelerin yaşanmasına yol açmıştır. Avrupa Birliği Adalet Divanı’nın büyük ölçüde genişletilmesi adına 1996’ncı yılda yapılan yarışmanın kazanı Dominique Perrault binası ve Lüksemburg Ulusal Kütüphanesi tasarım yarışmasını kazanan Bolles+Wilson gibi önemli mimarı yapılar, yeni gelişmelerin en önemli örnekleridir.

Paylaş: