İzlanda Tarihi

İzlanda Tarihi ve Önemli Olaylar

İzlanda, yaklaşık 20 milyon yıl önce volkanik patlamalar sonucu oluşmuş bir genç adadır ve tarihinin Viking kaşifleri ile başladığı bilinmektedir. Diğer Avrupa ülkelerine göre İzlanda’nın yerleşimi oldukça geç tarihlere denk gelmektedir; yerleşimin yaklaşık 847 yılında başladığı görüşü bulunmaktadır. İzlanda, bağımsızlık sürecinin yanı sıra tarihi boyunca savaşlar, işgaller, ekonomik sorunlar ve doğa olayları yaşamış olup, bu makalede İzlanda tarihine ilişkin detaylara yer verilmiştir.

İzlandalılar Kimlerdir?

İzlanda’ya ilk yerleşenler Viking kaşifleri ve onların doğudaki ülkelerde, özellikle Norveç ve Büyük Britanya adalarında köleleştirdiği kişiler olup, ilerleyen tarihlerde adaya arazi ihtiyacı doğan ve ülkelerinin nüfus yoğunluğundan kaçan Norveçliler yerleşmiştir. İzlanda’ya ilk yerleşen Norveçlileri, adanın yaşam için elverişli olduğunu fark eden diğer Norveçliler, aileleri ve köleleri takip etmiş; kölelerin farklı ülkelerden olması sebebiyle adaya İrlandalılar ve İskoçlar da giriş yapmıştır. İzlanda’ya göçün, adanın keşfedilmesinden itibaren, yaklaşık 60 yıllık bir süre içerisinde tamamlandığı düşünülmektedir.

İzlanda’ya ilk yerleşen kişiler adayı yanlışlıkla bulan denizciler olup, buraya farklı isimler verseler de, İzlanda’ya bilinçli olarak ulaşan ilk denizci Floki Vilgerdarson, adanın buzlarla kaplı olduğundan yola çıkarak, ülkeye buz ülkesi anlamına gelen İzlanda adını vermiştir.

İzlanda’da yaşayan halkın ülke dışına göç etmesi, küresel piyasalarda yaşanan ekonomik kriz etkisine bağlı olarak, İzlanda’nın da 2008 yılında yaşadığı ekonomik krizle birlikte başlamıştır. 2008 yılında yaşanan İzlanda ekonomik krizinin sonrasında, binlerce İzlanda vatandaşı öncelikle komşu Kuzey Avrupa ülkeleri olmak üzere, Almanya, Fransa ve İngiltere’de yaşamaya yönelmiştir.

İzlanda Ne Demektir?

İzlanda isminin anlamı buz ülkesidir ve buz ile ülke kelimelerinin birleşiminden meydana gelmektedir.

İzlanda ülkesi ilk olarak yolunu kaybederek adaya gelen İskandinav denizci Naddodd isimli denizci tarafından sürekli karlı bir yer olmasına bakılarak kar toprakları anlamına gelen Snaeland olarak adlandırılmıştır. Bir yanlışlık sonucu adaya gelen İsveçli denizci Gardar Svavarsson tarafından ada, Gardar Adası anlamına gelen Gardarsholmur olarak isimlendirilmiştir.

İzlanda’yı rota olarak seçip adaya ulaşan Floki Vilgerdarson isimli İskandinav denizci, burada geçirdiği kış döneminde, adanın neredeyse buzullarla kaplı olduğunu gözlemlemiş ve buz kelimesinden yola çıkarak İzlanda’ya buz ülkesi anlamına gelen güncel ismini vermiştir.

İzlanda Erken Tarihi

İzlanda, tarihte yerleşimin geç gerçekleştiği adalardan biridir ve adaya yerleşimin ne zaman gerçekleştiği tam olarak bilinmemektedir. Yunan kaşif Piteas’ın, Thule ismini vererek bahsettiği adanın İzlanda olduğuna inanılsa da, ada hakkında yaptığı tanım İzlanda’nın bilinen özellikleri ile örtüşmemektedir. İzlanda içinde yapılan keşiflerde, 3. yüzyıla ait Roma paralarına rastlanmaktadır, ancak bu tarihte İzlanda’da yaşamın henüz olmadığı ve paraların Vikingler tarafından İzlanda topraklarına gelmiş olabileceği tahmin edilmektedir.

İzlandalı Rahipler

İzlanda’ya ilişkin çeşitli edebi kaynaklarda, adaya ilk gelenlerin Vikingler olmadığı, İrlandalı keşişlerin daha önceki tarihlerde adaya gelmiş olabileceğinden bahsedilmektedir. Landnamabok isimli, İzlanda’nın yerleşimini anlatan kitapta, İrlanda rahiplerinin Vikinglerden önce İzlanda’ya yerleştiğinden bahsedilmektedir ve Ari Thorgilsson’un İzlanda tarihini ele alan kitabı Islendingabok’da buna kanı uyandıracak çanların bulunduğundan bahsedilse de bu hususu ispatlayacak herhangi bir kanıta ulaşılamamıştır. Islendingabok isimli kitapta, İrlandalı ve İskoç keşişlerin, İzlanda adasında bulunan pagan Vikinglerle yaşamak istemediği için adayı terkettikleri söylenmektedir. Son arkeolojik çalışmalar, rahip ve keşişlerin İzlanda’yı 770 ve 880 yılları arasında terk etmiş olabileceğini ve bu zamanların Vikinglerin adaya gelişinden öncesine denk geldiğini göstermektedir.

İskandinav Keşfi

İzlanda, ilk olarak aslında Norveç’ten Faroe Adalarına gitmek için denize açılan ancak bir hata sonucu yanlış yöne sürüklenen, denizci Naddodd tarafından keşfedilmiştir. İsveçli denizci Gardar Svavarsson yanlışlıkla İzlanda’ya ulaşmıştır ve bir ada olduğunu keşfettikten sonra kış mevsimini burada geçirmiştir. İzlanda’ya yönelerek ilk defa yola çıkan kişi İskandinav denizci Floki Vilgerdarson olup, kendisi kış mevsiminden sonra havaların ısınması ile adanın yeşillendiğini ve verimli topraklara sahip olduğunu keşfetmiştir.

İzlanda’ya Yerleşim (874 - 930)

İzlanda’ya ilk yerleşen kişilerin Norveçli bir kabile reisi olan İngolfur Arnarson ve ailesi olduğu bilinmektedir. Arnarson, İzlanda adasına yaklaşırken karaya taş atmış, taşların düştüğü yere yerleşeceğini söylemiş ve güneybatıda bulunan Reykjanesskagi’ye yerleşmiştir; burası daha sonra günümüz İzlanda başkenti olan Reykjavik adını almıştır. İzlanda’ya yerleşen ilk kişiler Arnarson ve eşi olarak belirtilse de, bu bilginin hatalı olduğu ve İsveçli denizci Gardar Svavarsson’un adadan ayrılırken arkada bıraktığı kölesi Nattfari’nin ilk yerleşen kişi olabileceği söylenmektedir.

Arnarson’un ardından, başka Norveçli kabile reisleri de aileleri ve çoğunlukla İrlanda ve İskoçya kökenli köleleri ile birlikte İzlanda’ya gelmiştir. Norveç’ten İzlanda’ya olan göçün sebebi, Norveç kralı Haraldur Harfagri’nin, Norveç’teki küçük krallıkları birleştirirken yarattığı yıkım, ülkenin batısının kalabalıklaşması ve yeni arazi arayışlarıdır.

Arkeolojik kaynaklar, İzlanda’da ilk yerleşimin 870’li yıllarda Reykjavik’te gerçekleştiğini göstermektedir. İzlanda’ya göç edenlerin, adanın Reykjavik dışında kalan kesimlerinde yerleşimler kurma sürecinin, 60 yıllık bir sürede gerçekleştiği çeşitli kaynaklardan anlaşılmaktadır.

İzlanda’da İngiliz Milletler Topluluğu (930 - 1262)

İzlanda’ya yerleşen kabile reisleri, Althing isminde bir topluluk kurarak her yıl Thingvellir’de buluşmaya başlamış; özellikle kuralları ve adli konuları tartışmışlar, ancak yazılı kayıt oluşturmamışlardır. İzlanda’da yasaları koyan ve uygulayan, halk olmuş ve bu sebeple kan davası olarak adlandırılabilen sorunlar yaşanmıştır. İngiliz Milletler Topluluğu’nda bulunduğu süre boyunca İzlanda birliğini büyütmüş ve genişletmiştir.

İzlanda’da Hıristiyanlaştırma

İzlanda’ya ilk yerleşen kesimin pagan olduğu ve Odin, Thor, Freyr ve Frejya gibi İskandinav tanrılarına taptığı bilinmektedir. 9. yüzyılda İzlanda’da Hristiyanlığın etkileri görülmeye başlansa da asıl gelişme 1000 yılı civarında yaşanmıştır.

Milattan sonra 11. yüzyılda, Althing topluluğunda bulunan kabile reisi Thorgeir Ljosvetningagodi hakem olarak seçilmiş, İzlanda’nın dini nedir sorusuna cevap bulmakla görevlendirilmiş ve ülkenin tamamının Hristiyanlığa geçmesi gerektiğini, ancak paganların ibadetlerine de izin verileceğini açıklamıştır.

İzlanda’da İç Savaş ve Commonwealth’in Sonu

İzlanda’da, Sturlungs çağı olarak da adlandırılan, 1200 ve 1262 yılları arasındaki dönemde, yönetim gücü sadece belirli ailelerin eline geçmiştir ve gücü elinde bulundurmak isteyen iki ana klan, yani aile birbiriyle savaşmıştır. İzlanda’da savaşan klanları destekleyen çiftçilerin topraklarını boş bırakması üzerine, tarımsal üretim aksamıştır.

İzlanda’nın üzerindeki Norveç kralı etkisi, 13. yüzyıl boyunca artarak devam etmiş, yaşanan uzun çatışmalar sonrası İzlandalı kabile reisleri, Norveç’in egemenliğini kabul etmeye başlamıştır. İzlandalılar, Eski Anlaşma isimli anlaşmayı imzalayarak, İzlanda topluluğunu sona erdirmiş ve Norveç monarşisi ile birleşmiştir.

Norveç ve Danimarka Kralları Altında İzlanda (1262 - 1944)

Eski Anlaşmanın imzalanmasının ardından Althing topluluğu yönetim ve yargıdaki gücünü elinde tutmak istemişse de, Hristiyan din adamlarının etkisiyle güç dini otoritelere kaymıştır ve devamında İzlanda’nın hakimiyeti Norveç ve Danimarka’ya geçmiştir.

İzlanda’da Norveç Hükmü

İzlanda’nın Norveç etkisi altına girdiği dönemdeki en önemli olaylardan biri, Küçük Buz Devri olarak adlandırılan iklim değişikliğinin yaşanmasıdır. Tarımsal etkinlikler bakımından, İzlanda’nın kuzey bölgelerinde daha sert kışlar yaşandığından yetiştiricilik oranları ve verimlilik düşmüştür. Küçük Buz Devri boyunca İzlanda’da hayvansal faaliyetlerin azalması ile birlikte, yaygın bulunan morina balığının ihracatı ve Avrupa ülkelerinden tahıl ithalatı yapılmaya başlanmıştır.

İzlanda’da Kalmar Birliği

İzlanda’yı 1380 yılına kadar kontrolü tutan Norveç Krallığı, kralın ölümü ile erkek kraliyet soyu sona erdiğinden, Danimarka ve İsveç’in içerisinde bulunduğu ve Danimarka’nın baskın güç olduğu Kalmar Birliği’ne dahil olmuştur; böylece İzlanda’nın hakimiyeti de Danimarka- Norveç birliğine geçmiştir. Kalmar Birliği’nin sona ermesinin ardından Danimarka kraliyet hükümeti, İzlanda üzerindeki etkisini sürdürmeye devam etmiştir.

İzlanda’da Yabancı Tüccarlar ve Balıkçılar

İzlanda 15. yüzyılda İngiltere ve Almanya ile ticaret yapmaya başlamıştır. İngiltere’nin İzlanda’yı ticaret yapmak için tercih etmesinin başlıca sebebi balıkçılık konusunda çeşitliliğin ve verimliliğin yüksek olmasıdır ve bu dönem İzlanda’da, İngiliz çağı olarak adlandırılmıştır. Alman tüccarlar 16. yüzyılda, balıkçılık odaklı olmak üzere İzlanda ile ticaret yapmış; önce balıkçı tekneleri alarak İzlandalılara kiralamış ve sonra yakalanan balıkları İzlandalılardan satın alarak Avrupa’ya satmıştır. 17. yüzyıl sonrasında İzlanda’da, Hollanda ve Fransa ile ticaret yapılmaya başlanmıştır.

İzlanda’da Reform ve Danimarka Ticaret Tekeli

İzlanda’da reform, 16. yüzyılın ortalarında Danimarkalı III. Christian’ın İzlanda üzerinde Luteryanlığı ve Protestanlığı teşvik etmek istemesi, iki papazın buna itiraz etmesi ve birinin sınır dışı edilmesi, ancak diğerinin savaşması ve mağlup olması sonucunda, İzlandalıların Luteryan olması süreci ile gerçekleşmiştir.

İzlanda’nın Danimarka dışındaki ülkelerle ticaret yapması, 1602 yılında Danimarka hükümetinin baskısıyla yasaklanmış ve bu tekel yasağı 1786 yılına dek devam etmiştir.

İzlanda’da Laki’nin Patlaması

İzlanda’da bulunan Laki Volkanı, 1783 yılında patlamış ve bu patlamanın etkisi ile yaklaşık 9.000 kişi ile çiftlik hayvanlarının büyük çoğunluğu hayatını kaybetmiştir. Laki Volkanı’nın patlaması sonucunda yaşanan kayıplar ve başlayan kıtlık sonucu, İzlanda nüfusunun yaklaşık dörtte birinin öldüğü bilinmektedir ve bu patlama İzlanda’nın en yıkıcı doğal afetleri arasında yerini almıştır.

İzlanda Bağımsızlık Hareketi

İklim değişikliğinin etkileri ve 1783 Laki Volkanı patlaması, İzlanda’nın durumunu kötüye götürmüş ve adadan dışarıya göçler gerçekleşmeye başlamıştır. İzlanda, Kıta Avrupasında görülen romantik milliyetçi fikirlerden etkilenmiş; ülkede Jon Sigurdsson önderliğinde bir bağımsızlık hareketi başlamıştır ve 1843 yılında yeni bir parlamento kurulmuştur.

İzlanda’da İç Yönetim ve Egemenlik

İzlanda’ya, Danimarka tarafından 1874 yılında iç işlerinde serbestlik hakkı tanınmıştır ve 1904’te bu hak genişletilmiştir. İzlanda iç işlerinden, 1874’te hazırlanan ve 1903’te geliştirilen anayasa ile parlamento sorumlu tutulmuştur.

İzlanda, 1918’de imzalanan birleşme yasası ile Danimarka ile aynı krallık altında yönetilen özerk bir devlet haline gelmiştir; böylece kendi bayrağını da kullanmaya başlamıştır. İzlanda özerk devlet statüsü almasının ardından, Danimarka’dan sadece dış ilişkileri ve savunma konularında yardım talep etmiştir.

I. Dünya Savaşı’nda İzlanda

İzlanda, 1. Dünya Savaşı’nda tarafsız durumdaki Danimarka’nın yanında yer almış, ancak savaş öncesinde zenginleşmeye başlamışsa da, savaş döneminde kendini soyutladığı için bir çöküşle karşı karşıya kalmıştır. İzlanda, 1. Dünya Savaşı süresince İngiltere ile ticaret yapmayı sürdürmüştür; İngiltere ise bu dönemde İzlanda’nın Almanya ile ticaret yapmasının önüne geçmek için ticarette bazı kısıtlamalar getirmiştir.

Büyük Buhran Döneminde İzlanda

İzlanda, Büyük Buhran döneminde, ihracat değerlerinin düşmesiyle birlikte önemli bir çöküş yaşamıştır. İzlanda hükümetinin ekonomiye müdahaleleri artmış; ithalat, döviz ticareti ve krediler ile ilgili düzenlemelere gidilmiştir.

İkinci Dünya Savaşı’nda İzlanda

İzlanda ile Danimarka ilişkisi, İkinci Dünya Savaşı sırasında, 1940 yılında Danimarka’nın Almanya tarafından işgali üzerine bozulmaya başlamış, bu sebeple İzlanda, Sveinn Björnsson’u seçerek kendi dış işlerini eline almıştır.

İzlanda, İkinci Dünya Savaşı’nın başında bir tarafsızlık politikası izlemiştir. 10 Mayıs 1940 tarihinde İngiliz barışçıl kuvvetleri tarafından Reykjavik limanı işgal edildiğinde, İzlanda hükümeti tarafından protesto kararı yayınlanmış, ancak herhangi bir karşı saldırı yapılmamıştır.

1941 yılında, İzlanda’nın Amerika Birleşik Devletleri ile bir anlaşma yapmış ve ülkenin savunması, Amerika Birleşik Devletleri tarafından temsil edilmeye başlanmıştır.

İzlanda Cumhuriyeti (1944 - günümüz)

İzlanda’da, Birlik Yasası Anlaşması’nın sona ermesi üzerine Danimarka Birliği’nin devam edip etmeyeceğine yönelik bir halk oylaması yapılmış ve oylama sonucunda, 17 Haziran 1944 tarihi itibariyle, İzlanda bağımsız bir ülke olmuştur.

İzlanda’da Cumhuriyetin Kuruluşu

İzlanda’da 20 Mayıs 1944 tarihinden itibaren dört gün süren bir halk oylaması yapılmıştır ve halk, Danimarka Birliği’ni sona erdirme ve yeni bir cumhuriyet anayasası hazırlama kararlarına varmış ve İzlanda 17 Haziran 1944 tarihinde bağımsızlığını kazanmıştır.

İzlanda’da cumhuriyetin kurulması üzerine, ülkede; muhafazakarlar, sosyal demokratlar ve sosyalistlerden oluşan üç partili bir kabine kurulmuştur ve Sveinn Björnsson, ilk İzlanda cumhurbaşkanı olarak görevine başlamıştır.

İzlanda hükümetinin ekonomi politikasında asıl amacı ülke endüstrisini geliştirmek olup, yatırımların balıkçılık ve tarım alanlarında yapılmasına karar verilmiştir; ancak özellikle balıkçılık sektöründeki dış taleplere bağlılık sebebiyle, 1990 yılına kadar İzlanda’nın ekonomisi belirsiz durumda kalmıştır.

İzlanda NATO Üyeliği, ABD Savunma Anlaşması ve Soğuk Savaş

İzlanda, 30 Mart 1949 tarihinde NATO kurucu üyelerinden olmuş ve başka bir ülkeye karşı saldırı eyleminde bulunmayacağını kayıt altına almıştır.

İzlanda ile Amerika Birleşik Devletleri arasındaki savunma anlaşması, 1946 yılı Ekim ayında sona erdirilmiştir; ancak Kore Savaşı’nın başlaması üzerine, Amerika Birleşik Devletleri bu yetkiyi tekrar eline alarak, 2006 yılına kadar devam ettirmiştir.

İzlanda, Amerika Birleşik Devletleri ile olan ilişkisini Soğuk Savaş yıllarında ekonomik himaye altına girerek sürdürmüştür ve Amerika Birleşik Devletleri’nin desteği ile Morina Savaşlarında zafer kazanmıştır.

İzlanda, 1992 yılında kurulan Avrupa Birliği’ne üye değildir. Aday ülkelerden olması sebebiyle, İzlanda AB üyesi mi sorusunun cevabı gelecekte değişebilecektir.

İzlanda’da Morina Savaşları

İzlanda ile İngiltere arasında, 1950 ve 1970 yılları arasında süren militarize uluslararası anlaşmazlıklara Morina Savaşları denilmektedir ve bu anlaşmazlıkların asıl konusunu balıkçılık hakları oluşturmaktadır. İzlanda’nın balıkçılık alanlarını önce 3- 4 deniz mili arasında genişletmesi ile başlayan anlaşmazlık, bu genişletmenin sırasıyla; 4- 12 deniz mili arasına, 50 deniz miline ve 200 deniz miline çıkarılması ile devam etmiştir. İzlanda ile İngiltere gemileri, Morina Savaşları boyunca dört savaşta çatışmış, 1976 yılında iki ülke arasında uzlaşma sağlanmıştır.

İzlanda AEA Üyeliği ve Ekonomik Reform

İzlanda’da, 1991 yılında kurulan yeni koalisyon hükümeti, devlete ait bir takım şirketleri özelleştirerek serbest piyasa politikasını izlemiştir ve İzlanda 1994 yılında Avrupa Ekonomik Alanı’na üye olmuştur. İzlanda’da ekonomik durgunluğun ardından ekonomik büyüme başlamış ve 1994 yılını takip eden yıllarda, yıllık %4 oranında bir büyüme yaşanmıştır.

İzlanda’da Mali Kriz

Bankacılık sisteminin 2008 yılında çökmesi üzerine İzlanda, Uluslararası Para Fonu ve diğer ülkelerden yüksek tutarlı krediler almıştır. İzlanda ekonomik krizinin etkilerinden biri, İngiltere ve Hollanda’ya karşı yaşanan diplomatik bir anlaşmazlıktır ve banka çöküşü esnasında yatırımlarını kaybeden İngiliz ve Hollandalılara, İzlanda tarafından ödeme yapılıp yapılmayacağına ilişkindir. İzlanda’da yaşanan ekonomik kriz, ülke tarihindeki en büyük göçlerden birine neden olmuştur ve yaklaşık 5.000 kişi İzlanda’dan göç etmiştir.

İzlanda ekonomisinin krizden kurtulup tekrar istikrar sağlaması Johanna Sigurdardottir hükümeti ile 2012 yılında gerçekleşmiş, ancak ülke halkı krize ilişkin devlet politikalarından memnun olmadığı için, 2013 yılı seçimlerinde hükümet değişikliğine gidilmiştir.

İzlanda Tarihi Yerleri Nerelerdir?

İzlanda’nın başlıca tarihi yerleri aşağıda listelenmiştir.

  • Hallgrimskirkja Kilisesi
  • Parlamento Binası
  • İzlanda Faloloji Müzesi
  • İzlanda Ulusal Müzesi
  • İzlanda Ulusal Galerisi
  • Reykjavik şehri
  • Vik kasabası

İzlanda’da gezilmesi gereken tarihi yerlere, umuma mahsus (bordo) pasaport sahipleri tarafından İzlanda vizesi almak suretiyle gidilebilmektedir.

Paylaş: