Küba Tarihi

Küba Tarihi Hakkında Bilinmesi Gerekenler Nelerdir?

Küba, 1492’de Kristof Kolomb’un gelişi ve adanın İspanyollar tarafından işgal edilmesi ile başlayarak; bağımsızlık mücadelesi, ABD hegemonyası, Fulgencio Batista’nın diktatörlüğü, Fidel Castro’nun yükselişi ve 1953-1959 Küba Devrimi gibi gelişmeler ile şekillenen, kısa ancak iz bırakan bir geçmişe sahiptir. Küba’nın tarihi sadece kendi milletine değil, dünya uluslarına ilham kaynağı olmuştur.

Yazının devamında Küba tarihi hakkında bilinmesi gerekenler, Küba’nın keşfi ve İspanyol kolonileşmesi, Küba bağımsızlık savaşları, Küba Cumhuriyeti’nin kuruluşu ve 1959 Küba Devrimi gibi Küba tarihindeki dönüm noktaları açıklanacaktır.

Küba Halkının Kökeni Nereden Gelir?

Küba’nın modern tarihi 1492’de kaşif Kristof Kolomb’un gelişi ve ardından adanın İspanyollar tarafından işgal edilmesi ile başlasa da Kolomb’un gelişi öncesinde de çeşitli Kızılderili kültürler adada yaşamıştır. Küba’nın bilinen en eski yerleşimcileri, günümüzden yaklaşık 6000 yıl önce adayı kolonileştirmiştir. Levisa, bilinen en eski Küba arkeolojik alanıdır ve yaklaşık olarak M.Ö. 3100 yılından kalmadır.

Günümüzden 4000 yıl önce yaklaşık M.Ö 2000’lerde ve sonrasında Küba’da, neolitik kültüre ait özellikler taşıyan Cayo Redondo ve Guayabo Blanco toplulukları yaşamıştır; bu topluluklar, balıkçılık, avcılık ve yabani bitki toplamaya dayalı bir yaşam tarzını benimsemiş ve öğütme taş ve deniz kabuğundan aletler ile süs eşyaları kullanmıştır.

Günümüzden yaklaşık 600 yıl önce 15. yüzyılda, Kolomb’un Küba’yı keşfettiği dönemde Küba’nın yerlileri Guanajatabey, Taíno ve Ciboney halklarıdır. Avrupalıların gelişinden önce Güney Amerika’nın kuzeydoğusunda bazı bölgelerde yaşayan Arawak olarak adlandırılan kültürel bir grubun parçası olan Taíno ve Ciboney; yuka kökü, pamuk, tütün, mısır ve tatlı patates yetiştirmiştir. Avrupa’nın adaya ayak basması ile Küba’nın yerli halkı adanın en batısına sürülmüş ve Karayip Adaları zinciri boyunca kuzeye göç etmiştir.

Küba Tarihindeki 10 Önemli Olay Nedir?

Küba’nın tarihini şekillendiren önemli olaylar aşağıda listelenmiştir.

  • Küba’nın keşfi ve İspanyol kolonileşmesi
  • Küba bağımsızlık savaşları
  • İspanya Amerika Savaşı
  • Küba Cumhuriyeti’nin kuruluşu
  • Küba’da Batista diktatörlüğü
  • 1959 Küba Devrimi
  • Amerika’nın Küba ambargosu
  • 1962 Küba Buhranı
  • 1991 Sovyetler Birliği’nin dağılması
  • Fidel Castro yönetiminin sona ermesi

Küba’nın Keşfi ve İspanya’nın Kolonileşmesi Ne Zaman Olmuştur?

Küba’nın tarihindeki en önemli dönüm noktalarından biri, 1492’de kaşif Kristof Kolomb’un gelişi ve ardından adanın İspanyollar tarafından işgal edilmesidir. Kristof Kolomb Amerika keşfi esnasında, 1492’de günümüzde Bahamalar olarak bilinen bölgeden Hindistan’a giden bir rota arama amacıyla güneye doğru yola çıkarak Küba ve Hispanyola kıyılarını keşfetmiştir. 1494’de ikinci seferinde Kolomb, Küba’nın güney kıyısı boyunca ilerleyerek ve Guantanamo Körfezi olacak olan yer de dahil olmak üzere çeşitli koylara inmiş ve Tainolar ile temasta bulunmuştur.

Kolomb’un keşfinden kısa bir süre sonra; İspanya, adayı işgal etmek için Küba’nın doğusundaki Hispanyola’da kalıcı yerleşimler kurmuş, 1508 yılında Küba’yı haritalandırmış ve 1511’de Küba’daki ilk İspanyol yerleşimini kurmak için Hispanyola’dan harekete geçmiştir. İspanya’nın Küba’daki ilk yerleşim yeri Baracoa’da yerleşimciler, Şef Hatuey’in liderliğindeki yerel Taino nüfusundan sert bir direnişle karşılanmış; ancak Hatuey ve diğer direnişçi kabile reisleri yakalanarak diri diri yakılmış ve üç yıl içinde İspanyollar adanın kontrolünü ele geçirerek 1514’te günümüzde Havana olarak bilinen yerde bir yerleşim kurmuştur.

1513’te Aragon Kralı II. Ferdinand’ın yayınladığı kararname uyarınca Küba Valisi olan Velázquez, yerli halkı tarımda kullanmak istemiştir, ancak yerliler İspanya’dan gelen kızamık ve çiçek gibi hastalıklar yüzünden ölünce ya da çalışmayı reddederek dağlara kaçınca işgalciler çevredeki adalardan ve kıta ana karasından köleler aramaya başlamıştır. İspanyollar kısa sürede adada şeker ve tütün plantasyonları kurmuş ve tarlalarda çalışmak üzere Afrika’dan köleler getirmişlerdir. Küba, köleliğin yaygınlaşması ve adanın şeker teknolojisini geliştirmeye yönelik durmaksızın odaklanması sayesinde, 19. yüzyılda dünyanın en önemli şeker üreticisi haline gelmiştir.

Küba’nın şeker teknolojisini geliştirmesi ve modern arıtma tekniklerinin kullanması özellikle 1807 İngiliz Köle Ticareti Yasası’nın Britanya İmparatorluğu’ndaki köle ticaretini kaldırması ile önem kazanmıştır; İngiliz diplomatik baskısı altında, 1817’de İspanya, 1820’den itibaren köle ticaretini kaldırmayı kabul etmiştir. 19. yüzyılın sonunda kölelik kaldırılana kadar İspanya, Afrika’dan kaçırdıkları köleleri kullanarak şeker ticaretinden büyük kar sağlamıştır. Küba, adaların herhangi bir yabancı gemiyle ticaretini engelleyen İspanyol ticaret düzenlemeleri nedeniyle ancak 1760’lardan sonra limanlarını yabancı gemilere açmış ve 1880’lere kadar süren bir şeker ticareti süreci başlamıştır Küba, şekerinin %80’inden fazlasını satın alan ABD’ye bağımlı hale gelmiştir. Keşfi ve kolonileştirilmesinin doğal sonucu olarak bağımsızlığını kaybetmiş olan Küba’da, ilerleyen süreçte Küba Bağımsızlık Savaşları patlak vermiştir.

Küba’nın Bağımsızlık Savaşları Ne Zaman Olmuştur?

Büyük Britanya ve Fransa arasındaki sömürge yarışı ile Avusturya ve Prusya arasında Orta Avrupa hakimiyeti yüzünden 1756’da başlayarak 1763’e kadar süren Yedi Yıl Savaşları, İspanyol sömürgesi olan Küba’ya da ulaşmıştır. İngilizler, Küba’yı ele geçirmek için Havana’yı kuşatma altına almış ve Havana teslim olduğunda Küba’da Kuzey Amerika ve Karayipler ile ticaretin önü açılmıştır. Havana’nın ele geçirilmesinden bir yıl sonra, barış antlaşması imzalanarak Yedi Yıl Savaşları sona ermiş ve İspanya Küba’yı geri almıştır.

İngiliz diplomatik baskısı altında, İspanyol hükümeti 1835’te sonunda köleliği ve köle ticaretini ortadan kaldırmayı taahhüt eden bir anlaşma imzalamış ancak uygulamamıştır. Kübalı seçkinler, vergi reformu, Küba’nın parlamentoda temsili, adli eşitlik ve köle ticareti yasağının tam olarak uygulanması için İspanyol Parlamentosu’na talepte bulunmuşlarsa da, gerici ve gelenekçi İspanyol Parlamentosu, tam aksine Kübalı çiftçilere ve işletmelere vergi artışı uygulamış ve tüm siyasi muhalefet ile basını susturmuştur. Küba doğumlu nüfusun hala hiçbir siyasi hakkı ve parlamentoda temsili olmamasına rağmen Küba’dan elde edilen gelirin İspanya’nın askeri ve siyasi harcamalarına yatırılması, Küba’nın özellikle doğu kesiminde ilk ciddi bağımsızlık hareketini ateşlemiştir.

10 Ekim 1868’de toprak sahibi Carlos Manuel de Cespedes, 10 Ekim Manifestosu ile Küba’nın bağımsızlığını ve kölelerinin özgürlüğünü ilan etmiştir ve 1868’den 1878’e kadar süren On Yıl Savaşları başlamıştır. 1872 ve 1873 yıllarında zirve yapan On Yıl Savaşları, Agramonte ve Cespedes’in ölümlerinden sonra Camaguey ve Oriente bölgeleriyle sınırlı kalmış ve General Gomez, 1875’te Batı Küba’yı işgal etmeye başlamış ise de bölgedeki kölelerin ve zengin şeker üreticilerinin desteğini alamadığı için seferini sonlandırmak zorunda kalmıştır. Savaşta her iki taraf da tek bir somut zafer kazanamamıştır, ancak uzun vadede İspanya üstünlüğü ele geçirmiştir. 8 Şubat 1878’de isyancılar arasında kalan liderler Zanjon’da barış için müzakerelere başlamış ve savaş 28 Mayıs 1878’de Zanjon Paktı ile sona ermiştir. Zanjon Paktı sonrasında Küba sakinleri ile İspanyol hükümeti arasındaki gerilim 1879-1880 yılları arasındaki Küçük Savaş’ı da içeren 17 yıl boyunca devam etmiştir.

Küba isyancıları ile İspanya arasındaki üç çatışmadan ikincisi olan Küçük Savaş, 26 Ağustos 1879’da patlak vermiş ve 1880’de isyancıların yenilgisiyle sona ermiştir. Küçük Savaş’ın sonunda İspanyollar reform vaatleri vermişlerse de etkisiz kalmışlardır ve bu durum daha sonra sonra Küba Bağımsızlık Savaşı’na yol açmıştır.

Küba bağımsızlık mücadelesinin öncülerinden Jose Marti, 1881’de Amerika Birleşik Devletleri’ne taşınmış ve orada sürgün edilen Küba topluluğunun desteği alarak Florida’dan Küba’ya yeni bir devrim için gerekli asker ve silahlarla dolu gemiler göndermiştir. 24 Şubat 1895’te adanın her yerinde ayaklanmalar başlamış ve Marti, 25 Mart 1895’de Küba’nın bağımsızlık savaşı politikasını ana hatlarıyla belirten Montecristi Manifestosu’nu ilan etmiştir.

Ocak 1898’de, İspanya destekçileri tarafından yeni özerk hükümete karşı Havana’da bir isyan patlak vermiş; ABD Başkonsolosu, Washington’a Havana’da yaşayan Amerikalıların hayatlarından endişe duyduğunu bildirmiş ve USS Maine zırhlısı Ocak ayının son haftasında Havana’ya gönderilmiştir. 15 Şubat 1898’de Maine zırhlısı bir patlamayla sarsılmış, ve patlama sonucu 260 mürettebatın öldüğü gemi limanda batmıştır. Maine zırhlı gemisinin batması Amerika Birleşik Devletleri’nde bir halk öfkesine yol açmıştır ve Amerika Küba’daki iç savaşı sona erdirmek için devreye girmiştir. Çatışmanın son üç ayı, ABD kuvvetlerinin İspanya’ya karşı Küba, Porto Riko ve Filipin Adaları’nda konuşlandırılması ile İspanyol-Amerikan Savaşı haline gelmiştir.

İspanya Amerika Savaşı Ne Zaman Gerçekleşmiştir?

İspanya-Amerika Savaşı, İspanya’nın Küba üzerindeki gücünü aktif olarak sona erdirmiştir. Amerika’ya ait Maine savaş gemisinin Havana’da imha edilmesi üzerine, iki ay sonra İspanya ile Amerika arasındaki savaş başlamıştır. Küba Bağımsızlık Savaşı’nın son üç ayı, ABD kuvvetlerinin İspanya’ya karşı Küba, Porto Riko ve Filipin Adaları’nda konuşlandırılması ile İspanyol-Amerikan Savaşı haline gelmiş ve Filipinler ve Porto Riko’yu kaybeden İspanya yenilgiyi kabul etmiştir. 10 Aralık 1898’de Amerika Birleşik Devletleri ile İspanya, Küba’nın bağımsızlığının resmi olarak tanımayı kabul ettiği Paris Antlaşması’nı imzalamış ve İspanya-Amerika Savaşı sona ermiştir. Paris Antlaşması’na göre İspanya, Küba üzerindeki tüm egemenlik ve mülkiyet iddiasından vazgeçmiş ve ayrıca Porto Riko, Guam ve Filipinler’i ABD’ye bırakmıştır. İspanya-Amerika Savaşı, İspanya’nın Yeni Dünya’daki bir sömürge gücü olarak rolünü etkin bir şekilde sona erdirmiş ve Amerika Birleşik Devletleri’ni bir dünya gücü olarak oyuna sokmuştur. Son dönemi İspanyol-Amerikan Savaşı haline gelen Küba Bağımsızlık Savaşı’nın ardından 1902’de Küba Cumhuriyeti kurulmuştur.

Küba Cumhuriyeti Ne Zaman Kuruldu?

Aralık 1898’de son İspanyol birlikleri adayı terk ettikten sonra, Küba hükümeti 1 Ocak 1899’da geçici olarak ABD’ye devredilmiştir. ABD, Küba’nın nihai bağımsızlığına bir itirazı olmamasına rağmen, Küba’nın gelecekteki statüsü konusunda kararsız kalmış ve Küba’nın ABD tarafında kaldığından emin olmak istemiştir. Aralık 1899’da ABD, Küba halkına işgalin geçici olduğuna ve belediye ve genel seçimlerin yapılarak bir Kurucu Meclis kurulacağına ve egemenliğin Kübalılara devredileceğine dair güvence vermiştir.

Kurucu Meclis için seçimler 15 Eylül 1900’de yapılmış ve bağımsızlık yanlısı adaylar ezici çoğunlukla kazanmıştır. Kurucu Meclis tarafından , Küba’nın bağımsız bir devlet olarak ilk anayasası olan 1901 Küba Anayasası hazırlanmış ve kabul edilmiştir. 31 Aralık 1901’deki cumhurbaşkanlığı seçimlerini, ABD’de yaşayan ve bir ABD vatandaşı olan Tomas Estrada Palma tek aday olarak kazanmış, yeni cumhuriyetin ilk cumhurbaşkanı olarak seçilmiştir. 20 Mayıs 1902’de göreve başlamasıyla ABD işgali sona ermiş ve Küba Cumhuriyeti kurulmuştur.

Küba Cumhuriyeti, Küba’nın İspanyol İmparatorluğu’ndan bağımsızlığını kazanmasından ve 1902’de ABD askeri işgalinin sona ermesinden sonra 1902’den 1959’a kadar olan dönemi kapsamaktadır. 1902’den 1932’ye kadar Küba ve Amerika Birleşik Devletleri yasaları, ABD’nin Küba’ya müdahale etme hakkını garanti eden ve Küba dış ilişkilerine kısıtlamalar getiren Platt Değişikliği’ni içermekte olduğundan, bu dönemde ABD Küba siyaseti üzerinde büyük etkiye sahip olmuştur. Küba Cumhuriyeti 1902-59 yılları arasındaki Neokolonyal Cumhuriyet Dönemi olarak bilinen döneminde, 1953-1959 yıllarında Küba Batista Diktatörlüğü ile mücadele etmiştir.

Küba Batista Diktatörlüğü Dönemi Ne Zamandır?

Küba’nın ilk cumhurbaşkanı olarak 20 Mayıs 1902’de seçilen Tomas Estrada Palma, dört yıllık görev süresi boyunca ülkesini başarıyla yönetmiş ise de görev süresini uzatmaya çalıştığında bir isyan çıkmış ve Eylül 1906’da çatışmayı önlemek, ABD’nin ekonomik çıkarlarını korumak ve serbest seçimler düzenlemek için müdahale eden ABD, iki buçuk yıl boyunca ülkeyi yeniden işgal etmiştir. Kasım 1908’de Küba Bağımsızlık Savaşı’ndaki isyancı güçlerin liderlerinden biri olan Jose Miguel Gomez’in seçilmesinin ardından 1909’da ABD geri çekilmiş ve otuz yıl boyunca ülke, seçildikten sonra ikiden fazla anayasal dönemde görev yapmayan eski Bağımsızlık Savaşı liderleri tarafından yönetilmiştir. 1925’te cumhurbaşkanı olan Gerardo Machado’nun anayasal döneminin sonunda yetkilerini devretmemesi ve 1929’da başlayan Büyük Buhran, ülkeyi ekonomik ve sosyal krize sürüklemiştir. Grev, ayaklanmalar ve bir ordu isyanı, Machado’yu Ağustos 1933’te sürgüne zorlamış ve yerine Carlos Manuel de Cespedes oğlu Carlos Manuel de Cespedes y Quesada gelmişse de, Eylül 1933’te Çavuş Fulgencio Batista liderliğindeki Çavuşlar İsyanı, Cespedes’i devirmiştir. Çavuşlar İsyanı’ndan sonra Ramon Grau San Martin geçici cumhurbaşkanı olarak atanmış, ancak 1934’te istifa etmesiyle Batista, Küba’da siyasete egemen olmuştur. Batista, 1934’den 1959’a kadar siyasi egemenliği elinde tutmuştur.

1940’ta yeni bir anayasa kabul edilmiş ve aynı yıl Batista Küba cumhurbaşkanı seçilmiştir. 1944’de görev süresi dolana kadar Batista, büyük sosyal reformlar gerçekleştirmiş ve hatta Komünist Parti’nin birkaç üyesi onun yönetimi altında görev almıştır. Ramon Grau San Martin, 1944’te bir sonraki seçimin galibi olmuş, sonra görevi Carlos Prío Socarrás devralmıştır. Socarrás’ın görev süresinin bitmesi ile 1952’deki seçimlerde aday olan Batista, seçimlerde başarısız olunca bir darbe düzenlemiş ve tekrar iktidara gelmiştir.

Tekrar iktidara gelen ve Birleşik Devletler hükümetinden mali, askeri ve lojistik destek alan Batista; anayasayı askıya almış, siyasi özgürlüklerin çoğunu iptal etmiş, Küba Komünist Partisi’ni yasadışı ilan etmiş ve zengin toprak sahipleriyle ittifak kurarak toplumsal gelir eşitsizliğini körüklemiştir. Batista yönetimde şeker endüstrisinin çoğu ve ekilebilir arazinin yaklaşık %70’i ABD’nin eline geçmiştir. Batista, halk arasındaki şikayetleri bastırmak için medyaya sıkı bir sansür uygulamış ve aynı zamanda komünist faaliyetlere karşı şiddette başvurarak birçok insan öldürmüştür. Batista, 31 Aralık 1958’de Fidel Castro önderliğindeki Küba Devrimi gerçekleşinceye kadar iktidarda kalmıştır.

Küba Devrimi Ne Zaman Olmuştur?

Batista’nın darbesi ile seçimlerin engellendiği 1952’de Küba Halk Partisi’nin adayı olan Castro, Batista’ya karşı genel bir ayaklanmayı ateşleyeceğini umarak emrindeki 160 adamla Batista’nın diktatörlüğüne meydan okumak için 26 Temmuz 1953’te Santiago Ordu Kışlası’na bir umutsuz bir baskın düzenlemiştir ancak başarısız olunca kardeşi Raul ile tutuklanarak hapsedilmiştir.

1955’te Castro kardeşler af ile serbest bırakılmıştır. Fidel Meksika’ya gitmiş, burada Kübalı sürgünlerden oluşan bir işgal gücü örgütlemeye başlamış ve 2 Aralık 1956’da Granma yatında 81 kişilik bir grup eşliğinde Küba’nın doğusuna inmiştir; bu kuvvetlerin çoğu hızla öldürülmüş veya ele geçirilmiş, sadece içlerinde Fidel Castro, Raul Castro ve Ernesto Che Guevara’nın da olduğu bir düzine kişi kaçabilmiştir. Kaçabilenler, Sierra Maestra dağlarında 26 Temmuz Hareketi adını verdikleri bir gerilla hareketi başlatmış ve süregelen yıllarda başarısız da olsa pek çok ayaklanma girişiminde bulunmuştur. Haziran 1958’de gerçekleşmesi planlanan cumhurbaşkanlığı seçiminin ertelenmesine karşı komünist gruplar genel grev çağrısı yapmışlarsa da grev gerçekleşmemiş ve Batista, grevin başarısızlığının isyancılara verilen halk desteğinde bir düşüş anlamına geldiğine inanarak Castro’nun güçlerine karşı büyük bir askeri operasyon başlatmıştır; ancak Küba gerillaları tarafından hızla geri püskürtülmüştür.

Küba cumhurbaşkanı seçim sonuçlarında hile yapılarak Batista’nın seçilmiş halefi Andres Rivero Agüero kazanan ilan edilmesi ile Batista’ya verilen destek kaybolmuş ve Küba devrimi tarihinde başarılı bir gerilla harekatı yürüten ve yabancı kaynaklardan elde edilen üstün teçhizata sahip Küba devrim lideri Castro’nun kuvvetleri üstünlük elde etmiştir. Batista, 1 Ocak 1959 sabahın erken saatlerinde Dominik Cumhuriyeti’ne kaçmıştır. 1 Ocak 1959 Küba Devrimi zaferi Santiago de Cuba belediye binasının balkonundan Fidel Castro tarafından ilan edilmiştir. Küba Devrimi’nden sonra yönetimi ele alan Fidel Castro’nun sosyalist ve anti-emperyalist ideolojisi ABD ile olan ilişkileri zedelemiş ve ABD Küba Ambargosu onun döneminde vuku bulmuştur.

Fidel Castro Kimdir?

Fidel Castro; 1959’dan 2008’e kadar Küba’nın lideri olan, 1959’dan 1976’ya kadar Küba’nın başbakanı ve 1976’dan 2008’e kadar cumhurbaşkanı olarak görev yapan bir Küba devrimcisidir. İdeolojik olarak bir Marksist-Leninist ve Küba milliyetçisi olan Castro’nun yönetimi altında Küba tek partili bir komünist devlet olmuş, sanayi ve ticaret millileştirilmiş ve toplum genelinde sosyalist reformlar uygulanmıştır. Varlıklı bir İspanyol çiftçinin oğlu olarak Havana Üniversitesi’nde hukuk eğitimi aldığı dönemde solcu ve anti-emperyalist fikirleri benimseyen Castro, Batista’nın güçlerine karşı bir gerilla savaşına önderlik etmiş ve 1959’da Batista’nın devrilmesinden sonra başbakan olarak askeri ve siyasi gücü üstlenmiştir.

Fidel Castro, 25 Kasım 2016’da hayatını kaybetmiştir. 20. ve 21. yüzyıllarda Castro’nun destekçileri onu, ekonomik ve sosyal adaleti ilerleten bir sosyalizm ve anti-emperyalizm öncüsü olarak görürken; diğer bir grup ise Castro’yu insan haklarını ihlal eden ve ülke ekonomisinin yoksullaştıran bir diktatör olarak görmüştür.

ABD Küba Ambargosu Ne Zaman Başlamıştır?

ABD, 7 Ocak 1959’da Castro hükümetini Küba’nın ABD etki alanında kalacağı varsayımıyla tanımıştır. Batista’nın karşıtlarının aksine, devrim sırasında ABD’nin Batista’ya silah tedarik etmesi nedeniyle Castro’nun ABD etki alanında kalma gibi bir niyeti hiç olmamıştır. Castro’nun ABD’nin kontrolü altında kalmayacağını anlayan ABD, Castro’nun iktidarı ele geçirmesinden sadece altı ay sonra onun görevden alınmasını planlamaya başlamıştır.

Küba hükümeti, ABD ve Birleşik Krallık menşeli petrol rafinerilerinin Sovyetler Birliği’nden gelen petrolü kontrolleri altındaki Küba rafinerilerinde rafine etmeyi reddetmesine tepki olarak, Temmuz 1960’ta bu rafinerilerin kontrolünü ele geçirmiş ve ABD ve Küba arasındaki ilişki bu olaydan sonra hızla kötüleşmiştir. Küba’nın ABD’ye ait daha fazla mülkü kamulaştırmaya devam etmesi ve yabancıların elindeki topraklara el koyarak vatandaşlarına yeniden dağıtılması üzerine ABD, 3 Ocak 1961’de Küba ile diplomatik ilişkilerini koparmış ve 7 Şubat 1962’de tüm ticareti yasaklamıştır.

Nisan 1961’de CIA, Küba’nın devrimci hükümetini devirmeye yönelik geliştirilen ve günümüzde Domuzlar Körfezi Çıkarması olarak bilinen bir planı hayata geçirmiştir. Amacı komünist rejimi devirmek ve ABD’nin barış içinde yaşayabileceği yeni bir hükümet kurmak olan Domuzlar Körfezi İstilası, yeni Küba hükümeti için halk desteğinin daha da artmasına yardımcı olmuştur. Domuzlar Körfezi İstilasının başarısız olmasına rağmen ABD Başkanı Kennedy, militan grupların silahlandırılması, Küba altyapısının sabote edilmesi ve Castro’ya suikast düzenlemeleri de dahil olmak üzere Küba’ya karşı gizli bir CIA sabotaj kampanyası olan Mongoose Operasyonu’na başlamış ve bu sebeple fiilen ABD Küba Savaşı yaşanmıştır. 1961’de Domuzlar Körfezi İstilası ve 30 Kasım 1961’de faaliyete geçen Mongoose Operasyonu Küba Füze Krizi için zemin hazırlamıştır.

Küba Buhranı Nedir?

ABD ve Küba arasındaki gerilim Küba Füze Krizi sırasında zirveye ulaşmıştır. Küba Füze Krizi, Küba’nın füzelerini topraklarına yerleştirmek üzere Sovyetlere izin vermesi ve bu durumun fark edilmesi ile Ekim 1962’de vuku bulmuştur. ABD Küba’ya gerçekleştirilen füze sevkiyatını durdurmak istemiş ve son anda Sovyetler Birliği gemilerini geri çağırarak ABD’nin Küba’yı işgal etmeyeceğine dair bir anlaşma karşılığında orada bulunan füzeleri kaldırmayı kabul etmiştir.

Küba Füze Krizi, ABD ulusal güvenliği ve nükleer savaş hazırlığında belirleyici bir an olmuştur. Sovyetler Birliği ile olan sıkı ilişkiler nedeniyle Sovyetlerin dağılması Küba’nın ekonomisinde büyük etki yaratmıştır.

Sovyetlerin Dağılması Küba’nın Ekonomisini Nasıl Etkilemiştir?

Sovyetler Birliği, Küba’daki yeni devrimci hükümeti, komünizmin yerel düzeyde popüler olmadığı bölgelerde mükemmel fırsat olarak görmüş ve yeni Küba lideriyle bağlarını güçlendirmeye çalışmıştır. Küba’nın birincil ticaret kaynağı olan Sovyetler Birliği 1991 yılının sonlarında dağıldığında, Küba ekonomisinin önemli bir destekçisi kaybetmiş ve ekonomisi adeta felç olmuştur.

Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra Küba’nın yüzleşmek zorunda kaldığı ekonomik sıkıntı sebebiyle Barış Zamanında Özel Dönem ilan edilmiştir. Küba’daki ekonomik krizi fırsat olarak gören ABD, Küba’yı işbirliğine zorlamak ve Castro’yu düşürmek için ticaret ambargosunu sıkılaştırmıştır. Castro, ekonomik buhrana çözüm olarak ülkesini turizme açmış ve 1994 yılında USD kullanımını yasallaştırmıştır. 1994 yılında USD’nin yasal olması ve sadece USD ile satış yapan özel dükkanların açılmasından sonra Küba’da, Dolar ekonomisi ve pezo ekonomisi olmak üzere iki ayrı ekonomi oluşmuş ancak bu oluşum ekonomiler arası gelir eşitsizliği nedeniyle adada sosyal bir bölünme yaratmıştır.

Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonraki ekonomik krizde Küba’da kamusal gıda dağıtımı çökmüş, elit sınıflara ve orduya öncelik verildiği için sıradan insanlar gıdadan mahrum kalmış, 1993 yılına kadar Amerikan gıda, ilaç ve para bağışları kabul edilmemiş, aşırı gıda kıtlığı ve elektrik kesintileri yaşanmış, hükümet karşıtı protesto ve kentsel suçlarda artışlar görülmüştür. ABD ambargosunun kalkması ve Küba’nın ekonomisinde toparlanma ancak Castro yönetiminden sonra mümkün olabilmiştir.

Castro Yönetiminden Sonra Küba’da Yaşanan Gelişmeler Nelerdir?

2006 yılında Fidel Castro hastalanarak kamu hayatından çekilmiş ve Raul Castro, kardeşinin yerini alarak Başkan Vekili olmuştur. Temmuz 2012’de Küba, ambargonun insani yardım gönderilerine izin vermek için kısmen gevşetilmesinin ardından, 50 yılı aşkın bir süre sonra ABD’den ilk mal sevkiyatını almıştır. Ekim 2012’de Küba, çıkış izni sistemini kaldırıldığını ve vatandaşlarına yurt dışına seyahat etme konusunda daha fazla özgürlük sağladığını duyurmuştur. Aralık 2014’de ABD Başkanı Barack Obama, elli yılı aşkın bir ayrılıktan sonra ABD Küba ilişkileri için bir yeniden kurma planlarını açıklamıştır.

Küba, günümüzde dünyadaki birkaç resmi sosyalist devletten biri olduğu için diplomatik olarak izole kalmasına ve ekonomik verimsizlikten etkilenmesine rağmen statüsünü korumaya devam etse de Küba yönetimi para birimi reformları ve yerli özel teşebbüsün serbest bırakılma çalışmaları ile ekonomisini iyileştirmeye çalışmaktadır. Küba’daki yaşam standartları, Sovyetler Birliği’nin dağılmasını takip eden ekonomik krizden sonra önemli ölçüde iyileşmiştir. Son yıllarda yapılan reformlara rağmen Küba, hala gıda ve ilaç kıtlığından etkilenmeye devam etmektedir ve ülke genelinde elektrik ve su hizmetleri halen güvenilmezdir.

Küba Coğrafi Konumu Küba Tarihini Nasıl Etkilemiştir?

Küba, Kuzey Karayip Denizi, Meksika Körfezi ve Atlantik Okyanusu’nun buluştuğu yerde bulunmaktadır. Küba; Meksika’nın doğusunda, Florida’nın ve Bahamalar’ın güneyinde, Haiti ve Dominik Cumhuriyeti’nin batısında ve Jamaika ve Cayman Adaları’nın kuzeyinde yer almaktadır.

Küba’nın coğrafi konumu 1492’de Kristof Kolomb tarafından keşfedilinceye kadar onu dünyadan izole tutmuş ve adada yerli kültürün oluşmasını sağlamıştır. 1492’de Kristof Kolomb tarafından keşfedildikten sonra Küba coğrafyası ve verimli toprakları nedeniyle İspanya Krallığı tarafından kolonileştirilmiştir.

Florida’ya sadece 800 kilometre uzakta olan Küba, bağımsızlık için İspanya Krallığı ile savaşmış ise de ABD son anda savaşa dahil olarak Küba’yı etkisi altına almıştır. ABD etkisine karşı gerçekleştirilen 1959 Küba Devrimi sonrasında ise Sovyetler Birliği, ABD’ye coğrafi yakınlığı nedeniyle Küba’yı adeta bir fırsat olarak görmüş ve bu durum Küba Füze Buhranı’na neden olmuştur.

Küba Tarihinin Kültür Üzerindeki Etkileri Nelerdir?

Küba’nın bir koloni ve sömürge olarak geçmişi, kültürü üzerinde derin izler bırakmıştır.

Küba’nın 1492’de keşfedilmesinden hemen sonra yerli halk köleleştirilmesi ve direnenlerin öldürülmesi nedeni ile fetihten sonraki elli yıl içinde yerli nüfus neredeyse yok olmuş ve dil ile mimaride yalnızca birkaç kültürel kalıntı dışında yerli geçmiş, büyük ölçüde terk edilerek unutulmuştur. Yerli halka uygulanan kıyım sonrasında adada kalan İspanyol, Creole ve Afrikalı halkların kültürleri birbirine geçerek günümüzdeki Küba kültürü temelini oluşturmaktadır.

Küba’nın Tarihi Yerleri Nerelerdir?

Küba’da gidilmesi gereken tarihi yerler aşağıda listelenmiştir.

  • Eski Havana, Havana
  • Trinidad, Sancti Spiritus
  • Jose Marti Anıtı, Havana
  • El Morro Kalesi, Havana
  • La Cabaña Kalesi, Havana
  • Devrim Müzesi, Havana
  • Hemingway’in Evi, Havana
  • San Pedro de la Roca Kalesi, Santiago de Cuba
  • Che Guevara’nın Mozolesi, Santa Clara
  • Diego Velazquez’in Evi, Santiago de Cuba

Tarihi ile önemli bir ülke olan Küba’da gezilecek yerler sadece tarihi lokasyonlar ile kısıtlı değildir; Küba, turistler için ilgi çekici pek çok doğal ve kültürel mekana da ev sahipliği yapmaktadır.

Paylaş: