Japonya Din ve İnanç Kültürü

Japonların Dini ve Japon İnanç Sistemi

Japonların dini ve Japon inanç sistemi, sıklıkla inanılmakta olan 2 ana din ve diğer dinler şeklindedir. Japonya nüfusunun %80’i Şinto ritüellerini takip ederek, atalara ve ruhlara yerel sunaklar ve kamusal türbelerde tapmaktadır.

Japonya dini yaygınlık oranları, Şinto %69, Budizm %66,7, Hristiyanlık %1,5, diğer dinler ise %6,2 şeklindedir.

Japon Dini Nedir?

Japon dini Budizm, Şinto, Hristiyanlık ve mezhepleri şeklindedir. Japonya’nın inanılan dini Şinto’yu takip eden vatandaşların yalnızca %3’ü Şinto mezheplerine üyedir. Şinto dini, savaş anıtları ve hasat festivalleri gibi ritüeller yapan, çok sayıda tanrıya tapan, halka açık türbelerin dini olarak bilinmekte ve çeşitli mezhep organizasyonları da içermektedir. Günümüz Şinto mezhepleri Jinja Şinto (Tapınak Şintosu), Minzoku Şinto (Halk Şintosu), Kyoha Şinto (Mezhep Şintosu) ve Şintokei Şinşukyo şeklindedir.

Japonya’da Din Dağılımı Nasıldır?

Japonya’da din dağılımı, hem Budizm hem de Şintoizm dinine inananlarla birlikte, %69 Şintoizm, %66,7 Budizm, %1,5 Hristiyanlık ve %6,2 diğer dinler şeklindedir.

Japonya’da Şinto Dini

Japonya’da Şinto dini, Japonya’nın geleneksel dini olarak bilinmektedir. Japonya nüfusunun yaklaşık %80’i Şinto dinine inanarak ritüellere katılım göstermektedir. Şinto ve Budizm dini Japonya 80.000’den fazla Şinto tapınağına ev sahipliği yapmaktadır.

Japonya’da Budizm

Japonya’da Budizm, 2018 yılının sonlarına doğru yapılan bir araştırmaya göre Japonya nüfusunun %67’sinin inandığı din olmaktadır. Japonların yaklaşık %60’ının evlerinde Butsudan adı verilen Budist tapınağı bulunmaktadır. Japonya’da, cenazeler Budist ayinlerine göre yapılmaktadır.

Japonya’da Hristiyanlık

Japonya’da Hristiyanlık; Roma Katoliği, Protestanlık ve Ortodoks Hristiyanlık dahil olmak üzere çoğu büyü Hristiyan mezhepleri temsil etmektedir.

Japonya’da 32.718 kilise bulunmaktadır. Japonya’da bulunan Japon Katolik Kilisesi Tokyo’da bulunan en önemli kilisedir. Japonya kökenli en önemli azizler, Aziz James Kyusei Gorobioye Tomonaga ve Aziz Romanus Aybar ‘dır.

Japonya’da Müslümanlık

Japonya’da Müslümanlık, 2016 yılında Japonya’ya yapılan çoğu müslüman olan mülteci başvurularının %0,3’ünü kabul etmesi sonrası artmıştır. Ulusal Nüfus ve Sosyal Güvenlik Araştırmaları Enstitüsü verilerine göre Japonya’da yaklaşık %90’ı yerleşik yabancılar ve %10’u yerli Japon olan 70.000 civarında Müslüman nüfus olduğunu öne sürmektedirler.

Japonya’da bulunan camiler, Kobe Camii ve Tokyo Camii’dir.

Japonya’da Bahai İnancı

Japonya’da Bahai İnancı ile teması ilk olarak 1875 yılında Abdul Baha tarafından başlatılmış ve 1902 yılında Kanichi Yamamoto tarafından batıdan Japonya’ya getirilmiştir.

2006 yılında Japonya’da Bahai inancına sahip kişi sayısı 12.00 olarak ölçülmüştür. Japonya’da Bahai Tapınağı bulunmamaktadır.

Japonya’da Yahudilik

Japonya’da Yahudilik, en küçük etnik ve dini gruptan oluşmaktadır. Japonya Yahudileri günümüzde yaklaşık 300- 2.000 kişiden oluşmaktadır. Japonya’daki Yahudilerin neredeyse tamamı Japonya vatandaşı olmamakla birlikte hemen hemen hepsi yabancı uyrukludur.

Japonya’daki Yahudilerin toplanma merkezi Tokyo’daki Yahudi Toplum Merkezi’dir ve Tokyo’da bir adet Yahudi Sinagog’u bulunmaktadır.

Japonya’da Hinduizm

Japonya’da Hinduizm, esas olarak Hintli ve Nepalli göçmenler tarafından inanılmakta olan bir dindir. 2016 yılı itibariyle Japonya’da 30,048 Hintli ve 80,038 Nepalli bulunduğu tespit edilmiştir.

Hindu tanrılarından özellikle Shingon, Budizm dinine inanan birçok Japon tarafından saygı görmektedir. Japonya’da bulunan Hindu tapınakları ise Shiva Shatki Tapınağı, Shirdi Sai Baba Tokyo Tapınağı, ISKCON Yeni Gaya Tapınağı, Saraswati Tapınağı ve Ganesha Tapınağı’dır.

Japonya’da Sihizm

Japonya’da Sihizm, küçük bir azınlık dinidir.

Gurdwaralar olarak adlandırılmakta olan Sihizm dini mensupları çoğunlukla Tokyo ve Kobe’de yaşamaktadır.

Japonya’da İnanç Hoşgörüsü Nasıldır?

Japonya’da inanç hoşgörüsü, Japon Anayasının 20. maddesi gereği Japonya’da din özgürlüğü sağlanmaktadır ve hükümet ve halk bu hakka genel olarak saygı göstermektedir. Japonya Kültür İşleri Ajansı verilerine göre 2017 yılında Japonya’da 182 milyon insan dini bir topluluğa üye olmak istemiştir.

Japonya, herkesin dinini özgürce yaşamasına izin vermektedir ve Japonya’da din üzerinden işlenen suçtan hüküm giymiş kimse bulunmamaktadır.

Japonya’ya Gitmek İsteyen Kişilerin İnancına Bakılır Mı?

Hayır, Japonya’ya gitmek isteyen kişilerin inancına bakılmamaktadır.

Japonların diğer din mensuplarına karşı olumsuz bir imaja sahip değildirler. Japonya turist vizesi sahibi herkes, dini inancına bakılmaksızın Japonya’ya seyahat edebilmektedir.

Japonya’da Din ve İnanç Sosyal Yaşamı Nasıl Etkiler?

Japonya’da din ve inanç sosyal yaşamı olumlu anlamda etkilemektedir.

Japonya’da din genellikle, Şintoizm ve Budizm’in fikir karışımı olarak inanılmaktadır. Batı’nın aksine Japonya’da din nadiren vaaz edilmektedir, bunun yerine Japon nüfusu için din, sosyal ve kültürel değerlerden ayırt edilmeyen ahlaki bir kod ve yaşam biçimidir.

Japonya hükümeti inançlara saygılı olsa da, Japonya’da çalışan Hristiyanların Noel’de çalışması gerekmektedir.

Japonya’da Din Eğitimi Nasıldır?

Japonya’da din eğitimi; dinler hakkında bilgi veya dini bilgi ile ilgili eğitim, dini duyguların aşılanması ve itiraf eğitiminden oluşmaktadır. Devlet okullarında dini bilgilerle ilgili eğitim verilirken, din eğitimi verilmemektedir. Japon halkı devlet okullarında dini eğitim verilmesini isterken, karşı çıkanlar da vardır.

Eğitim Temel Yasası, Abe Shinzo kabinesinin göreve başlamasından kısa bir süre sonra 2006 yılının Aralık ayında revize edilmiştir. Revize edilen Japonya eğitim sistemi yasası, din eğitiminin genel olarak dinlerden bahsetmesi üzerine şekillenmiştir. Japon toplumu savaş sonrası din eğitimi ile ilgili konular hakkında tartışmaktan kaçınma eğilimi gösterdiğinden, dini duyguların aşılanması amacıyla yeni bir eğitim planı olan ‘din kültürü eğitimi’ fikri ortaya atılmıştır.

Son yıllarda yapılan anket ve araştırmalara göre, Japon halkı, küreselleşme, bilgi ve internet çağı gibi gelişmelerin ardından din kültürü eğitiminin özellikle gerekli olduğunu savunmaktadır.

Paylaş: