Karadağ Tarihi

Karadağ Tarihi ve Önemli Olaylar

Karadağ’ın tarihi, Orta Çağ’ın erken dönemlerinden başlayarak günümüze kadar uzanan 1.500 yıllık köklü bir geçmişe sahiptir. Gelmiş geçmiş birçok uygarlık tarihinde olduğu gibi, Karadağ’ın da tarihinde, ülkenin kültürünü şekillendiren, katliamlar, kıtlıklar, savaşlar ve Karadağ halkı için derin anlam ifade eden olaylar yaşanmıştır.

6. yüzyılın sonlarına doğru, Slav halklarının Balkanlar’a göç etmesinden önce, günümüzde Karadağ olarak bilinen bölgede İliryalılar yaşamaktaydı.

İlirya halkı, günümüz Karadağ halkının ataları olarak kabul edilmektedir. İlirya halkı, zaman içerisinde Slav ırkının etkisinin altına girmiştir ve kendi benliklerini kaybetmişlerdir.

Roma’nın karşısında yer almakta olan Dalmaçya bölgesi, Roma işgalinden kaçan sığınmacıların kaçış noktasına dönüşmüştür. Roma’nın gücünü yitirmesinin ardından, Dalmaçya’ya kaçmış olan sığınmacılar, göçtükleri yere yerleşmiş ve Slav ırkının etkisinin altına girmiştir.

Karadağlılar Kimlerdir?

Karadağlılar, 6. yüzyılın başından günümüze kadar gelmiş olan ve Dalmaçya bölgesinde yaşamış olan genellikle tarım ve hayvancılıkla uğramış olan kavimdir.

Karadağ ismi, Slav kökenli bir isimdir; İtalyanca ve İngilizce dillerindeki anlamı ‘’Black Mountain’’ anlamına gelmektedir.

Karadağlılar genellikle Dalmaçya bölgesinde yaşamışlardır, savaşçı bir ırk olmamalarından ötürü, topraklarını çok fazla genişletmemişlerdir.

Erken Dönemde Karadağ

Slav Irkının bölgeye gelmesinden önce, Dalmaçya bölgesinde İliryan halkı yaşamaktaydı. Bronz Çağı boyunca, muhtemelen kıtanın en güneyinde yaşamış tek kabile olan İlirya kabilesi Skadar Gölü’nün etrafında yaşamışlardır.

İlirya Kabilesi kuzeyde Yunan Kabilelerine komşu olmuşlar ve Adriyatik kıyılarına da yerleşmişlerdir.

Roma İmparatorluğu’nun Roma ve Bizans olarak bölünmesinin ardından, Roma işgalinden ve katliamlarından kaçmış olan halklar, Karadağ’da yaşamlarını sürdürmeye devam etmiştir.

7. yüzyılın ortalarında büyük dalgalar halinde Dalmaçya’ya göç eden Slav halkı, Dalmaçya’yı sosyoekonomik ve kültürel olarak ele geçirmiştir.

Orta Çağ’da Karadağ

Orta Çağ’ın başlarında (6. yüzyılın ikinci yarısında) Slavlar Kotor Körfezine ve Bojona Nehri’ne büyük kabileler halinde göç etmişlerdir. Cyril ve Methodius önderliğinde, yerel halk Hristiyanlaştırılmıştır. Slav kabileleri 9. yüzyıla kadar yarı bağımsız bir şekilde Duklja (Doclea) Düklüğü olarak hayatlarına devam etmişlerdir.

Bulgar işgali sonrasında, milattan sonra 900 yılına kadar, yerel halk Doclean Kardeşler ve Archontisler olarak ayrılmıştır. 10. yüzyıla gelindiğinde Sırp Prens Caslav Klonimirovic, Doclea üzerindeki etkisini arttırmış ve bölgeyi kontrolü altına almıştır.

11. yüzyılda ise Doclea, yeni bir Bizans işgali altına girmiştir. Günümüzde dahi hala inananları bulunan Ortodoks Katolik Kilisesi üyesi Jovan Vladimir, işgale karşı ülkesini savunmaya çalışmış ve işgalin karşısında durmuştur.

1042 yılında, Stefan Vojislav Bizans İmparatorluğuna karşı bir ayaklanma başlatmış ve ardı ardına alınan zaferler sonrasında, Doclea 1054 yılında özgürlüğüne kavuşmuştur.

Vojislavljević Hanedanlığı’nın güçlenmesinin ardından diğer Slav bölgelerine üstünlük sağlanmıştır ve Zemlje, Bosna, Rascia bölgeleri ele geçirilmiştir.

Erken Modern Çağ’da Karadağ

Erken Modern Çağ’da Venedikliler, Dalmaçya bölgesini 1420 yılından 1797 yılına kadar işgal etmişlerdir.

Günümüz Karadağ’ın bir bölgesi olan Sandzak, 1498 yılından 1912 yılına kadar Osmanlı egemenliğinde kalmıştır. Karadağ’ın Adriyatik Denizi’ne olan kıyısında kalan bölgeleri ise bu yıllar arasında Venedik kontrolü altında kalmıştır. İşgal altında olmayan diğer bölgeler ise Slav kabileleri tarafından seçimle başa gelen Vladika Vavila tarafından ve teokratik eyalet olarak yönetilmiştir.

Dalmaçya Bölgesi’nde yaşamakta olan her erkek, savaşçı olarak kabul edilmiş ve savaşlara katılma zorunluluğu getirilmiştir. Kabileler, kabile şefleri tarafından yönetilmiştir. Kabile şefleri ayrıca başkomutan olarak da görev almışlardır. Dalmaçya bölgesinde yaşamakta olan her kabilenin şefleri, sene içerisinde bir araya gelerek ülkenin gidişatı hususunda toplantılar düzenlemiştir.

Modern Dönemde Karadağ Tarihi

Modern dönemde (1905 yılında), 1. Nicholas döneminde ülke ilk anayasasına kavuşmuştur. 1910 yılına gelindiğinde ise Karadağ, krallık unvanı kazanmıştır.

Balkan Savaşları sırasında, Karadağ topraklarını genişleterek Sırbistan’dan Sanjak bölgesini kendi topraklarına katmıştır. Ancak, bölgeye 100.000 asker gönderilmesine rağmen Arnavutluk’a kaybedilmiş olan Skadar bölgesi Osmanlı - Arnavutluk ortaklığı sebebiyle geri alınamamıştır.

Birinci Dünya Savaşı

Avusturya - Macaristan’ın 1914 yılında, Sırbistan’a savaş açması dolayısıyla Karadağ 1. Dünya Savaşı’na istemeden de olsa dahil olmak zorunda kalmıştır. Karadağ, 1. Dünya Savaşı’na dahil edilmesinin ardından hiç vakit kaybetmeden Avusturya - Macaristan’a 6 Ağustos 1914 tarihinde savaş açmıştır. Askeri güçlerin etkili kullanılması ve iki ülke arasındaki koordinasyonun sağlanması açısından, Sırp general Bozidar Jankovic Sırp ve Karadağ ordularının başına getirilmiştir. Sırbistan, Karadağ’a 30 havan topu ve 17 milyon dinar savaş yardımında bulunmuştur. Sırbistan’ın savaşta yenilmesinin ardından, Karadağ Kralı Nicholas 1916 yılında önce İtalya’ya ardından Fransa’ya kaçmıştır.

Yugoslavya

Kral Nicholas’ın torunu olan Kral Alexander Karageorgevich Yugoslav hükümetini etkisi altına almıştır. Karadağ, 1922 yılında Zeta bölgesine dahil edilmiştir. Bu süreç boyunca Karadağ Halkı politik olarak Yeşiller ve Beyazlar olarak iki gruba ayrılmıştır. Büyük Savaş sonrası harap olan Karadağ, müttefiklerden biri olarak ödemek zorunda bırakıldığı savaş tazminatlarını ödeyememiştir.

Kukla Karadağ Krallığı ve 2. Dünya Savaşı

1941 yılına gelindiğinde, eski İtalya Başbakanı önderliğinde işgal edilen Karadağ, İtalya Krallığı bölgesi ilan edilmiştir ve Karadağ’a Kotor (Cattaro) bölgesi adı verilmiştir. Kukla Karadağ Krallığı, 1941 yılında Roma’dan sürgünden dönen faşist yönetici Krsto Zrnov Popovic tarafından kurulmuştur. Kukla Karadağ Krallığı’nın kurulmasının ardından ülke iç savaşa sürüklenmiştir. İç savaş sırasında desteklenen fikir ise, savaşın bitmesinin ardından Yugoslavya’ya sosyalist rejimi getirmek ve bu fikrin diğer Avrupa Ülkeleri tarafından da benimsemesini sağlamak şeklindedir.

Sosyalist Yugoslavya ve Karadağ

1945 yılından 1922 yılına kadar Karadağ, Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyeti olarak yönetilmiştir. Yeni kurulmuş olan ülke, federasyon içindeki en küçük ülke ve en az nüfusa sahip ülke olmuştur. 1940’ların ikinci yarısı 1950’li yıllar boyunca sağlanan devlet destekleri sayesinde ülkede mimari onarımlar ve yaraların sarılması için uğraşılmıştır.

Yugoslavya’nın Dağılması ve Bosna Savaşı

1991-1992 yıllarında Komünist Yugoslavya’nın dağılmasının ardından çok partili siyasi sisteme geçilmiştir. Çok partili siyasi sisteme geçiş süreci 1980’lerin sonundan itibaren denenmektedir ancak kesin olarak geçiş Komünist Yugoslavya’nın yıkılması ile birlikte gerçekleşmiştir. 1991 ve 1995 yıllarında gerçekleşen Bosna Savaşı ve Hırvat savaşlarında Karadağ polis ve askeri güçleri; Hırvatistan Dubrovnik’e saldırılar düzenlemiştir.

Karadağ Yakın tarihi (1996-günümüz)

1997 yılında Karadağ’da gerçekleştirilen cumhurbaşkanlığı seçimi tekrarlanmak zorunda kalmıştır. Tekrarlanan Karadağ cumhurbaşkanlığı seçimlerinde de usulsüzlük yapılmış ve bu seçimin sonunda Milo Djukanovic, Momir Bulatovic’i yenerek başa gelmiştir.

Yıllarca süren tartışmalardan ve anlaşmazlıklardan sonra, 2003 yılında Yugoslavya Federal Cumhuriyeti kendisini Sırbistan ve Karadağ olarak yeniden adlandırmış ve resmi olarak yeniden bir birlik olarak kurulmuştur.

3 Haziran 2006 tarihinde, NATO gözetiminde gerçekleştirilen referandumda %55.5 oy çokluğu ile Karadağ, Sırbistan’dan ayrılmış ve bağımsızlığını kazanmıştır.

Karadağ’da Görülmesi Gereken Tarihi Yerler Nerelerdir?

Karadağ’da görülmesi gereken tarihi yerler aşağıda listelenmiştir.

  • Kotor
  • Perast
  • Çetine
  • Budva
  • Petrovac
  • Ülgün
  • İşkodra Gölü
  • Podgoritsa

Karadağ’da gezilecek yerler incelendiğinde, ülkenin savaşlarla dolu tarihi sebebiyle mimari miraslardan daha çok, doğal güzelliklerin öne çıktığı görülmektedir.

Paylaş: